Sarılmanın bedeni ‘alarm modundan’ çıkardığını biliyor muydunuz?

0
101

Sarılmanın, yalnızca duygusal bir yakınlık olmadığını belirten uzmanlar, sinir sistemini doğrudan etkileyen güçlü bir biyolojik düzenleyici olduğunu söylüyor.

Sarılmanın oksitosin salınımını artırdığını aktaran Klinik Psikolog İpek Erol, “Aynı anda stres hormonu olarak bilinen kortizol düzeyi düşmeye başlar. Kalp atışları yavaşlar, nefes derinleşir ve kas gerginliği azalır. Yani sarılma, bedeni biyolojik olarak ‘alarm modundan’ çıkarır.” dedi. Özellikle zorlayıcı dönemlerde sarılmanın, sözel destekten bile daha hızlı yatıştırıcı etki gösterebildiğini ifade eden Erol, ancak bu etkinin ortaya çıkması için rıza ve güvenin şart olduğunu vurguladı. Erol, istenmeyen ya da sınır ihlali içeren temasın ise tam tersine stres sistemini aktive edebileceğine dikkat çekti.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, 21 Ocak Dünya Sarılma Günü dolayısıyla, sarılmanın nörobiyolojik etkileri hakkında bilgi verdi.

Sarılma, bedeni biyolojik olarak ‘alarm modundan’ çıkarıyor Sarılmanın, basit bir temas gibi görünse de beyin ve sinir sistemi açısından oldukça güçlü bir düzenleyici etkisi olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog İpek Erol, “Nörobiyolojik açıdan bakıldığında sarılma, insan bedenine ‘güvendesin’ mesajı veren en temel uyaranlardan biridir.” dedi.

Sarılma sırasında beyinde başta oksitosin olmak üzere bazı nörokimyasal maddelerin salınımının arttığını aktaran Erol, “Oksitosin, bağlanma, güven ve sakinlik duygusuyla ilişkilidir. Aynı anda stres hormonu olarak bilinen kortizol düzeyi düşmeye başlar. Bu denge değişimiyle birlikte kişi daha sakin, daha bağlı ve daha regüle hisseder. Kalp atışları yavaşlar, nefes derinleşir ve kas gerginliği azalır. Yani sarılma, bedeni biyolojik olarak ‘alarm modundan’ çıkarır.” açıklamasını yaptı.

Sinir sistemi, sarılma yoluyla gevşeme fırsatı buluyor  Sarılmanın özellikle parasempatik sinir sistemini aktive ettiğine değinen Klinik Psikolog İpek Erol, “Bu sistem, bedenin dinlenme ve onarım modudur.” dedi.

Günlük yaşamda sürekli tetikte olan sinir sisteminin, sarılma yoluyla kısa süreli de olsa gevşeme fırsatı bulduğunu kaydeden Erol, “Bu yüzden sarıldıktan sonra birçok kişi rahatladığını ya da daha iyi hissettiğini ifade eder. Bu his psikolojik olduğu kadar biyolojiktir.” şeklinde konuştu.

Sarılma, duygusal zorlanma dönemlerinde sözel destekten bile daha hızlı yatıştırıcı etki gösterebilir Yalnızlığın sadece duygusal bir durum olmadığını vurgulayan Klinik Psikolog İpek Erol, “Beyinde tehdit algısını artıran bir süreçtir. Fiziksel temasın azalması, beynin sosyal güvenlik sinyallerini zayıflatır.” dedi.

Sarılmanın ise bu sinyalleri yeniden aktive ederek kişiye ‘yalnız değilsin’ mesajı verdiğini dile getiren Erol, bu nedenle sarılmanın, özellikle duygusal zorlanma dönemlerinde sözel destekten bile daha hızlı yatıştırıcı etki gösterebileceğini ifade etti.