Bu Sergi Mutluluk Vadediyor!

0
221
Fulden Karayel

İnsanın ruhuna iyi gelen şeyler sayılıdır. Sanat, edebiyat, seyahat, müzik, sizin ruhunuza en çok hangisi iyi geliyor? Örneğin bir sanat eseri ile karşılaşıp oh be günüm güzelleşti dediğiniz kaç kere oldu? Olur ya, kendinizle bir sanat eseri sayesinde karşılaşırsınız, tanımadığınız yanınız ortaya çıkar.  Bugünlerde tam olarak bu konu üzerine yoğunlaşan ve derinine inen bir sergiye ev sahipliği yapıyor Ekavart Gallery . 4 Mayıs’a kadar  sergilenecek  Transpersonal  sergisinin hikayesini sergiye hayat veren Sezin Aksoy ile konuştuk. Fulden Karayel

Sezin Aksoy, Fulden Karayel

Transpersonal’ın odak ve çıkış noktası ne oldu?
Transpersonal benötesi anlamındadır yani insanın kendini aşarak hayat içindeki birliğini ve bütünlüğünü bulduğu noktayı anlatır. Bunun içinde araçları meditasyon, mistik düşünceler ve ruhsal çalışmalardır. Kozmik bilinci ve varoluşçuluğu savunur. Bu serginin de teması bütün bu araçların arayışını ve enerjilerini bir araya getirerek izleyicinin içindeki o gücü arayışı ortaya çıkarmasıdır. Benim kendi içimdeki sürecimi arayışımı ve enerjilere bakış açımı sergileyebilmemi sorgularken ortaya çıktı ve sonuç olarak tüm canlıların enerjilerini bulundukları ortamlara koyuşlarını sembolik olarak vurguladığım resimler ortaya çıktı.

Sergideki işlerinizden biraz bahsedebilir misiniz? Yeni işler miydi? Ne gibi malzemeler kullandınız?
Sergideki işlerim son iki ve üç sene içinde çıktı. Resimlerim tuval üzerine akrilik ve yağlı boya ağırlıklı.

Doğanın gücünü ya da ruhunu temsil eden hayvan totemlerim ağaç kütüğünden kestirdiğim plakalara ağaç yakma tekniği ile yaptığım hayvan figürlerinden oluşuyor.

Bir de 16 Nisanda vereceğim performansım’ın ön tanıtım videosunu Öz Film sayesinde yaptık. Aynı zamanda bir enstalasyonum ve performansta kullanacağım elişi yaptığım bir patik ile ceket var.

İşleriniz zaman içinde nasıl olgunlaştı, değişti?
İşlerim benim ile aynı süreçte olgunlaşırken değişti. Serginin girişinde bizi karşılayan kurt ilk resimdi ve sanki bütün sergi boyunca sıklıkla karşılaştığımız kurt benim bir şekilde yoldaşım ya da rehberim oldu. Resimler belli bir noktada sessizleşince kendimi yazıya verdim ve son iki senedir üzerinde çalıştığım kitabımı son sekiz ay içerisinde ortaya çıkardım. O da Transpersonal’in hikayesini dile getirdi. Ardından en son olarak daha soyutlaşan Buddhalı resim ortaya çıktı ki serginin en büyük parçalarındandır.

Sanat eseri Kot ceket ve Tüylü puant bir hayli şık ! Hikayesini dinlemek isteriz?
Ceket, Clarissa Pinkola Estes’in Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabında bir bölümünde hayatımızdaki travmalarımızla yüzleşmenin en güzel yönteminin onları kabullenmek ve sevgi ile karşılamak olduğunu anlatırken bunun içinde bir yöntem olarak kendinize bir ceket alın mesela onu istediğiniz malzemelerle sizin için hayatınızda travmatik arz ettiğiniz olayları resimleyin demişti. Ben ise üzerine bütün onları kadını sembolize eden dikiş tekniğiyle, beni iğnelediğini düşündüğüm üzücü olayları tek tek diktim. Sonra o ceketi zorda olsa giymeye başladım.

Bir sene boyunca giydiğim o süreçte kendi kendime bir performans verirken bir gün sergilemeye karar verdim. Patikler ise serginin açılışından iki gün önce ceketi askısına astığımızda bana eksikmiş hissi verdi. Belki artık ceketin bana verdiği mesajlar bitmişti ve özgürleşmem gerekiyordu. Tam anlamıyla uçmak gibi ve ben buna bir ayakkabı yapmalıyım dedim. Özgürce koşmama vesile olacak. Ekavart Gallery her şeye açık olduğundan bana izin verince gece yarısı patiklere tek tek kanat diktim. Hermes’in talariaları bunlar bana Tanrılardan mesajları getiren patikler dedim ve gece yarısı tamamlandı. Açılıştan önceki gün ceketin altında yerini aldı.

Eserlerin üretim sürecinde neler yaşadınız?
Onu anlat anlat bitmez. Bütün eserler benim hayatımdaki farkındalıklarımla arınmaya niyet ettiğim dönemlerde şifa bulmak için başladığım ve bu şifayı da her bakana yada resmi sahiplenene vermek istediğim eserlerdir.

Her bir resmi matralar okuyarak, Ho’oponopono yaparak ve esmalar okuyarak bir nevi meditatif bir hal içerisinde yapıyorum.

Bitince hayatım dönüşüyor ve resmin gittiği yeni yeri de çok güzel bir enerji ile dönüştürmesini istiyorum. O yüzden yaşadıklarımı tarif etmem biraz zor.

Onları bu sürece taşımak nasıl bir deneyimdi?
Duygusal ve ruhsal arınmaları resimlerime taşımak beni canlandırdı. Beni huzur ile doldurdu. Yer yer sevgi ve neşeye dönüştü. O yüzden onu da bir şekilde resimlere yansıtmaya çalıştım ki şükürler olsun sergiyi gezenler ve resimleri görenler baktıkça rahatladıklarını meditatif bir hal içine girdiklerini anlattılar. İşte o geri dönüşümleri duymak benim için çok ama çok güzel bir deneyim oldu.

Şu an üzerine yoğunlaştığınız başka projeleriniz var mı?
Şu an sıradaki serimi düşünüyorum. Kitabımda bahsettiğim ve serginin de bekleme alanında bir iki ipucu verdiğim şamanları resmetmek istiyorum. Onların kozmik çalışmalarına ve bilinç altlarına yer vermek istiyorum. Kristal simya çanakları ile yaşadığım deneyimleri tuvallerime yansıtmak istiyorum. Aynı zamanda kitabım B333 Transpersonal’i bu yaz İngilizceye çevireceğim ve yurt dışına başvurmayı hedefliyorum. Bakalım umarım yolu açık olur.

Çok Seven ve Çok Sevilensin benim favorilerimdendi. Burada en çok neyi vurgulamak istediniz?
O yerleştirme benimde en favorim. 400 papatya kullandım. 400’ün mistik düşüncede numaraların anlamından yola çıkan numerolojiden esinlenerek seçtim. 400 ilahi bütünlük içerisinde kendi içsel sevgini yaşamak anlamındadır. Papatyalar seviyor sevmiyor diye koparılır ve acımasızca yaprak yaprak yolunur.

Aslında koparan ve onu yolan olarak ona bir sevgiden uzak yaklaşım içinde kalıyoruz. Halbuki o da bir canlı birliğin bir parçası. O da biz gibi çok seven ve çok sevilen. İçimizdeki Tanrısal sevgiyi ve bütünlüğü çiçekten de yola çıkarak onda da kendimizi görebilmemiz onu da severken kendimizi de sevmeyi hatırlatmak istedim. Sevgiyi de paylaşırken içimizdeki Tanrıyı selamlamak istedim. Çok seven ve çok sevilen olduğumuzu hatırlatmak istedim.